önce "veronica ölmek istiyor"du.
uzunca bir zamandır okunmamıştı.
"...tanrı varsa;... bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir" e kadar göz de beyin de aynı hizadaydı.
sonra,
göz okudu,
beyin farklı şeyler düşündü.
göz okusun dedi, beyne bunu nasıl yapabildiğini sordu.
"Ten ve İz" okumalarına atladı birden.
orada
"İnsan mantıklı ya da rasyonel bir varlık değildir" yazıyordu
ve
"hiçbiri hastalık değildir, tersine herkes daha çok yaşamak ister".
"onunsa kırmızı bozuk para cüzdanında taşıdığı, küçük benzerleri arasından tesadüfen bulduğu beş senelik tanıdık kokusu vardı, gittiği her yere taşıdığı, arada yanında gibi hissetsin diye kapağını açıp gözlerini kapatıp kokladığı...
bu kadar rasyoneldi aslında; çünkü hepsi gayet de bilimsel açıklanabilir moddaydı. açıklayabilirdi hepsini; neden onu var ettiğini, heryere onunla gittiğini, neden uyurken de uyanıkken de kafasında bazı şeyleri canlandırdığını...
evet hepsi çok mantıklıydı. yanıbaşında duran
saat 0:22
10 temmuz
29,8 derece
bu durumda tek mantıksız olan saatin üstüne basıldığında aydınlatsın diye konan ışığın sürekli renk değiştiriyor olmasıydı.
Olmayan Kelimeler ajandasına kaydedilmesi gereken şeyler vardı. her gün yazılamıyordu artık bunlar. arada bomboş kalan koca iki hafta çizelgesini doldururken geçmişini yeniden yazıyordu bir nevi.
kaydını geçtiği iki haftanın ilkindeki olmayan kelimesi;
uzaklık anlayışı izafi:
kiosses (sibirya yakut dili) bir parça etin pişmesi için gereken zamanda alınan mesafe; krosa (sanskritçe) bağırdığında bir insanın sesinin ulaşabileceği mesafe; poronkusema (fince) geyiklerin hiç çiş yapmadan gidebildikleri mesafe. bizim de "bir sigara içimlik yol"umuz vardı ama...
diğer haftanın olmayan kelimesi;
mamihlapinatapai (şili, yaghan dili) aynı şeyi arzu eden iki kişinin hareketi karşı taraf başlatsın umuduyla birbirlerine yönellttikleri bakış; birbirine aşık olan ama ilk adımı atmaktan korkan kişiler arasındaki bakışma.
geçmiş o iki haftayı boş bıraktı..."
"bir dul (widow), blok bir metnin sonunda paragraflar arasında satır kesmesi izlenimi veren tek başına duran kelime veya kısa cümledir.
bir öksüz (orphan), yeni bir kolon oluşturacak şekilde bölünen paragrafın son bir veya iki satırıdır"
bkz. görsel tipografi sözlüğü
çoğunun sandığının aksine iş kolik diilim ben arkaddaşım,
idealist falan da diilim,
her sabah şunu yapmam gerekiyo diye kalkıyorum bi kere daha ne söyliim?
oyalanıyorum fena mı?
tercih ettiğim kendimi sürekli meşgul etmektir,
e bu ara tüm algının odak noktasının tartışılmazı ile kendime notlar silsilesi
0 yorum zaman: 6/14/2012 04:08:00 ÖSşimdi
birkaç olasılık mevcut (bak yine matemeatik)
ya ben oldum
ya ben doydum
ya öğrendim
ya tükettim
iki adet göz sürekli masamın üstünde ve bana bakmakta,
evimde yuh bu kadar sakin olamaz dedirtcek türde sadece gözlerini görebildiğiniz simsiyah bir kedi gayet bireysel takılmakta -evdeki pilli kurabiye canavarını bile sıkıştırıldığında daha çok ses çıkarmakta,
iki saat yelkenle denizde boğuşmuş -ki adaya çıkmama çok az kalmıştı, güzel yanık sızısının keyfini mohito(bizzat ben* yapımı) ile taçlandırmışken, en sevdiğim çikolata tüketiminin önce buzlukta dondurulmuş hallerinin zor kopartılıp yenilir cinsi olduğuna kanaat getirmişken, az kaldı gece sıkmaları ile dişlerin tamamının kaybına.
uleynnn bu kadarı fazla uzadı dediğim korkutucu temel durumların mevcudiyeti ile sürekli şaka misali nerdeyim lan, e uğraştığım da bulunduğum yerin temasının derinine pek bi ters dedirtirken, bi bardak ile güzelleştik...
kedi kido ile söyleşilerdeyiz;
zira sizin geçen perşembe-cuma söyleşileriniz pek bi hadi canım, çok sıkıcı, geç in kuzum bunları tadındaydı. haaacet tepelerden esen meltem ile gelen b*k kokularıdır kuzum, kabul edin. 26sını sükuuunetle beklemekteyim, izmirli olmak da var işin sonunda :)
off cidden silkelen ve kendine gel, nerdeyim ben ne yapıorum soruları için bir hayli geç kalmış durumdasın, farkında mısın?
tooolette kağıdının bitmişliğini farketmesi üzerine, muhafaza ettiği dolaba gidip bir adedini tezgaha bırakmasıyla alakasızlık içinde kendini tost yaparken bulan, tostun ortasında birden kendini bulaşıkları yıkamaya yeltenip, yarısında odadaki dağınıklıktan birkaç parçasını eksiltme hevesi içinde iki parça eşyayı mevcut yerlerinden iki karış 45 derece sağa kaydırıp tooletteki ışığın açık kalmışlığını sonlandırmaya yeltenen alakasız kişilik her günün aynılığı ile arada yazı yazmacaları sağlamalarda... yarın öğle itibariyle babacığının havaalanlarından karşılaması anlarını iple çekmekte, iki önemli bölümü daha yazılmamışlığın esasında huzursuzluk doğurması gerektiğine ısrarla kendini inandırmaya çalışıyordu.
şimdi tamam kaffa karışık anladık. çok iş var demek çok da kolay kaçış cevaplarından olurdu. peki ipucu; mattematik kafası? çoklu bozukluk bıdı bıdısı (köfte möftetekbirleri yapmak isteyen makina makina pozu gibi)
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

