dalından taze koparılmış minik mandalinalar ile yapılan ev yapımı likör 
ve yine 
yabanmersini dedikleri 
(accaip bir anason kokusu ile süper bir aroma katan) 
minik meyvelerden yapılan ikinci bir likör*üm...
bizzat benim üretimim olup, 
ilk denemem olmasına rağmen oldukça başarılı bulduğum, 
yine ilk olmasından ötürü tadımlık üretilen likörlerim...
hmmm
tadımlığı biraz daha aşan konsepti ile meşhur bodrum mandalinasından üretime yakın zamanda geçmeyi düşünüyorum :)
iki bardak=lay lay lay

yabanmersini likörünün haklarını almak lazım gelir esasında...
oldukça ba şa rı lı*


denizcan kızmasın, 
gereksiz işler müdürü ışılları boşuna mı çekmecede yatırmaktayız deyip geçici doladık A...
valla bak çok sevmemden ötürü, 
en yakın zamanda bir albüme imza isterim, 
haberin ola :)

06  >  48
=
yüz 
güldürür

esasında ara verme vaktinin yokluğunun platformlarda farklı algılar şeklinde tezahürü..
tek bir şeye odaklanma ile diğer herşeye verilen aranın temsili uzatması.

uzatma, artan bir ivme ile hızlanmada; aynı anda ve geri sayımla...

önce manevi evlat acısı, reddedilen materyalist duyguların enerji dönüşümünü sağlayabilmek adına sürdürülebilirliklere katılmaya başlamaları sözkonusu. iki senede oluşan, bilgisiyar masa üstü kalabasının untitled ibaresi yerine kullanılan ıvır zıvır yığılmalarının, hem sanaldan hem somuttan hareketlilikleri had safhada. temizlik değil geri dönüşümdür; iki senenin yığıntısını etrafa saçmaktayım. azalttıkça içerdeki ferahlık dışarıyı kirletir mi bilmem, görece mevcut.

ama ben tek bir sırt çantası ile iki seneyi kapatıp, yeni bir mekanda yeni bir dört seneyi kovalamaktayım.

iki aya birçok ankara, bir tane istanbul yolları planlamaktayım, 
muhtemel gidilecek yerden dönüşler zor gibi. 
tedirginim, 
ama farklı boyutlara atlayarak ilerlemek gibi en güzelini yaşamaktayım. 

adamları bulup tek tek alınlarından öpmek istedim. şiddetle tavsiye edilesi, buyrun efenim...


tamam bu içilen son bira

tekrar bi izledim de
acaba o son şarkı mıydı bahsettiği
yoksa
sondan bir önceki mi?

artık müzik dinlemek görüntüye eklenen efektten ibaret. en fazla 20sn. cihazdaki tam parçaları sonuna kadar dinlemeye sabredememek, kısa kısa geçmek gibi. eldeki teknolojinin imkanlarına duacı; farklı çıkışlar ile klasmanından tam ters köşe bir klasmana taşıyabilmekte. eklemekte çıkarmakta, yapılanın dışında kullanmakta oldukça ısrarcı. son zamanlarda dolup taşan kısalardan kıssadan hisselerle tüm bir günü onlarca zaman dilimine bölerek boğmakta.

okuduğu "the time for being against is over" dolanmakta.
daha neyin zorlamasıyla durumu zorlaştırmakta?

bir problem dahi yokken varmış gibi ondan problemin tespitinin yanında tanımını da yapması istenmekte...
nedeni basit işte;
bunun neden istendiğini bir türlü anlayamamakta.

senden ve senin problemlerinden bana ne!

etrafa serinlik basmışken hissedilmeyen problemlerle yüzünü kara kedinin uzun tüylerinde gömerek uzaktan uzaktan uzaklaşmakta...


"siz gayet aklı başında, sorumluluk sahibi bir insana benziyorsunuz" der henüz yeni tanıştığı kişi.
benzer yorumları sıklıkla duymakta ve bir kez daha dinlerken, "ile bir arada -mış gibi olabilmenin tek yolunun sorumluluklarla oyalanmak olduğunun acab kimler farkında" diye geçirmekte aklından. tek istediğim makina olmak derken tarifini çizmekte: ömür boyu garantide, su geçirmez, sıcaktan soğuktan etkilenmeden, oldukça stabil çalışmakta iken, bir göstergesi, açma kapama düğmesi yer almamakta.

eve hırsız girmiş, sesini duyurur sessizlikte dolanmakta iken, yanında bir gölgeyi taşımakta. bu kadar yokmuşçasına dolanıp sürekli bir şeyleri aşırırken, varlığını hissettirmek konusunda neden bu kadar ısrarcı olmakta? evin asıl sahibiyken misafir hissetmeye başlaması, gölgeyle hırsızın, fiziksel olarak da pelte gibi kabararak yayıldığının belirtilerini taşımakta.


sadece özlemeyi bırakmalı diye fısıldadı kedi...

başka bi alternatif alsak dünyaya?
ama aperatiflik olsa?
mümkünse...

azzıcık tatsak, tadını alsak.
sonra tadında bıraksak; tadı damağımızda kalacak cinsden olsa.

hmm hatta abartsak çikolata yer gibbi olsa messela.
yanında kahve de olsa.

kahvede eritsek çikolatayı, sonra erimiş kıvamından koccaman aperatiflik ısırsak.
her halükarda hoşşumuza giden mutluluk veren tadımlıklarla devam etsek.
kahve sade ve hafif acı olsa, çikolata da o nebze bitterlik messela.
iki bitter bi kocca kurabiye güzeli kıvamında
olsa...

hmm ama yok ozaman şimdiki durum misali dibini görene kadardır tadımlık porsiyonlar.
komalıktır.
kafayı açık dolap kapağına çarpıp aldığın hasar sonucu sarsılmalarla sendeleyip, arkadaki yatağa çöküvermek kadardır. şişlik bi nebze az olur diye buzlarla gezersin bi süre, bi süre de komple ağrısı ile...

velhaaaasılı kelam
aparatiflik de olsa dünya
tadından yenmio maşalah.


hep giden; kalanlarda olmasına isyanlardadır şu aralar. penceresi ile tel arasında sıkışmış kertenkeleyi ne kurtarabilmekte ne de öldürebilmektedir. sadece hala orada mı diye kontrol etmektedir sabahları.

balkonunda yavrulayan kedi ile üç kedi(cik) ile evde kara kız, denge kurmaya çalışmak zordur vesselam.

neden sonra sıcaktan akışkanlıkların ilacı cereyan esintileri için açar pencereyi. bilemez belki içeri salmıştır herifi, belki de aradan sızdırmıştır.

2 senenin sonu et yığınlarından da sızarcasına kaçan bizatihii o iken, geceli gündüzlü katıldığı tekne gezmeleri. şimdilik yalnız bırakılmış koylarda soluğu almak gibisi yoktur artık. bakar bakar haaaala bulamaz büyük ayıyı.

yine yeni geldiği bir gece koylarda yüzmece seansları ile beğeneceği bir uykuya balıklama dalacaktır, tekneden suya atlar gibi.

ve sıra gündüzde, teknenin en başında o adını bilmediği uzun çıkıntıda arada çıkan dalgalarla havalanmaya başlaması ile gelen güp güp sesleri... tam da bu tutar onu, sıkı sıkı. herkesin kafalardaki algılarının tam zıttını barındırdığı bünyede ateşli savunuculuğunu yaptığı o çok özlediği keşmekeş kozmopolit varlığı, kısa bir süre sonra uzun bir süreliğine alacaktır koynuna,  canım istanbul mu?

duyguların akışkan hallerinin buharlaşma evrelerindeydi.
gece kan ter içinde uyanıp, serinlemek için binbir türlü olasılık hallerine girişlerin, sonuçta uyuyakalmalarla, sabahın kör vakitleri, şiş gözler ve bademcikler ile uyanmasına şaşmamalıydı.
son kalan olmasına rağmen tek başına oturacak yer bulamaması, erkenden yatağa uzanmalarının sebebiydi belki de.

ev kalabalıktı.
mesela iki adet bisiklet kası vardı artık; wiskas*ız.
sonra bir adet topuk dikeni kıvamında sol ayak topuk kemik ağrısı ile sıcağın sonucu alerjik bünyede kaçınılmaz son sırt omuz arası minik isilikler. çene kasmaları sonucu sürekli gergin diş-çene ittifakı. iki adet alerjik göz kaşıntı sendromu ile sabahları hasıl olan çapaklanma sorunsalı.
herbirinin sesi ne de çok çıkmakta, düşünmek tamamen arka planda, herkes sadece görevini yapmakta, kimi üstüne vazife olmadığı işlere dahi kalkışmakta, sıklıkla.

sonrası için yapılan işler birer sanrıdan ibaretken, zihinlerde canlanan hep benzer eskaza fotoğraf kareleri. aniden bir yerlerde giren çerçeve bozmaca...

ve eve gelen tanıdık bir misafir ile eski defterler üzerinden hayıflanma seansları, atılan fazla fazla karalama olayları, kullanılan karakalemler zamanla silinirdi, artık tükenmeze geçmiş, karalamalarla daha da yorulmakta...

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa