şimdi klasik belirlemeler efenim bazı tespitler;

geçen sene toplamı ile bir önceki sene kıyasları=daha mı tembellik yapmışız?
yazmak yerine daha mı çok düşünmüşüz acaba?

yeni yıl kuralları; daha bir rasyonel olma kararları.

an itibariyle itirafı ifade gecikmeden geliyor;
çok sıkıcı bu sanat sepet konuşmaları.
daha rasyonel olalım=self realization adına daha bir spiritüel dünyalarda gezinirken motivasyon meditasyon dolu olalım.
zira ifade etme uğraşısından bir hayli uzağım.

beklenen keskin kırılmalar (ne demek istedim bilemedim) No1; değişen rasyonalite gerçekiliği(!)=kavramlarda gözle görünür, dikkate bir hayli değer yer değiştirme.

ha unutmadan yeni yılın ilk dakikalarında yine yollar için bilet ayarlamalarındaydım. bugün de halis imzalı kabul belgem gelmiş, aradaki köprüyü görmek çok da zor değil.

mandalinalarsa yine zebil, yine yerlere turuncu toprak olmakta. 
kamyonlara toparlanmadan önce son ağaçtan toparlanmaları 
gaaayet izinsiz çanta doldurmaları ile bahçe gezileri de pek bi keyifli olmakta...

şimdi adamlara gel de anlat.

8de hastane yolları, öğle sonrası 3,5lar lar lar
tahliller ler ler ile
temiz, olumlu, negatif ya da pozitif her ne dil*se.

şimdi adamlara gel de anlat.

(iç ses devam eder...


arkadaş
bende biraz psikopatlık olabilir, 
e herkesde mi var?
doğru.
bu bende biraz astigmat var demek gibi bişi, 
eet herkesde bi nebze.

yukarıdaki görüntüler sansürlenmiştir...


kedi hırpalamalarının nedeni fazla sevgi gösterileri ile karışık çizdirme. 
eet biraz fazla. 
e arkadaşım 
aldığın 3 tüp kanın emarelerini ta halen taşımaktayım.


şimdi adamlara gel de anlat.

değerli rapor imzacılarından birinin ifadesine göre;
"hastaysan da git ya, hastaysan da git"

şimdi adamlara gel de anlat.

yapmak istediğim çalışma esasında biraz kafa sıkıntılarını yansıtmakla, dı sesle yoğrulmuş iç ses,
efenim böyle bi dışavurumlar, iletişim değil gibi görünen iletişim temelli ama orjin nokta kaydırmaları ile ifadeden ziyade sanki ifade araçlarını aramak üzerine vb.
ucundan mental illness lazım.

şimdi adamlara gel de anlat.

-hiç tedavi gördünüz mü?
-birkaç görüşmüşlüğüm var.
-ne zamandı?
-ha yok yok üniversite zamanları canım.
(muhtemel düşünülen genel geçer semptomlardır bunlar, geçer geçer ile önemsiz bulunmalar)
-zararlı alışkanlıklarınız var mı?
-nası içki, sigara, kumar gibi mi (yersiz sevimsiz bir ifade ile sırıtmadan öteye geçemez konuşma ve devamı...) yok vala yalnızca arada sosyal içiciyim ben.
-ne sıklıkta tüketim?
-haftada bir-iki.
-ha iyi (anneye göre *bağımlı olma bak dikkat et ile eşdeğer)

e pardon doktor hanım haftaya yeni bir tarif doğrultusu seri üretimdeyim,
ha bir de bunlar üzerinden prim yapıcam ben zaten, çalışmanın temelini bunun çevresinde oluşucak ya da çerçevesini bunun etrafında oluşturucam, "bırak beni gideyim" vs... dipnotu elbette geçilmez...


 dalından taze koparılmış minik mandalinalar ile yapılan ev yapımı likör 
ve yine 
yabanmersini dedikleri 
(accaip bir anason kokusu ile süper bir aroma katan) 
minik meyvelerden yapılan ikinci bir likör*üm...
bizzat benim üretimim olup, 
ilk denemem olmasına rağmen oldukça başarılı bulduğum, 
yine ilk olmasından ötürü tadımlık üretilen likörlerim...
hmmm
tadımlığı biraz daha aşan konsepti ile meşhur bodrum mandalinasından üretime yakın zamanda geçmeyi düşünüyorum :)
iki bardak=lay lay lay

yabanmersini likörünün haklarını almak lazım gelir esasında...
oldukça ba şa rı lı*


denizcan kızmasın, 
gereksiz işler müdürü ışılları boşuna mı çekmecede yatırmaktayız deyip geçici doladık A...
valla bak çok sevmemden ötürü, 
en yakın zamanda bir albüme imza isterim, 
haberin ola :)

06  >  48
=
yüz 
güldürür

esasında ara verme vaktinin yokluğunun platformlarda farklı algılar şeklinde tezahürü..
tek bir şeye odaklanma ile diğer herşeye verilen aranın temsili uzatması.

uzatma, artan bir ivme ile hızlanmada; aynı anda ve geri sayımla...

önce manevi evlat acısı, reddedilen materyalist duyguların enerji dönüşümünü sağlayabilmek adına sürdürülebilirliklere katılmaya başlamaları sözkonusu. iki senede oluşan, bilgisiyar masa üstü kalabasının untitled ibaresi yerine kullanılan ıvır zıvır yığılmalarının, hem sanaldan hem somuttan hareketlilikleri had safhada. temizlik değil geri dönüşümdür; iki senenin yığıntısını etrafa saçmaktayım. azalttıkça içerdeki ferahlık dışarıyı kirletir mi bilmem, görece mevcut.

ama ben tek bir sırt çantası ile iki seneyi kapatıp, yeni bir mekanda yeni bir dört seneyi kovalamaktayım.

iki aya birçok ankara, bir tane istanbul yolları planlamaktayım, 
muhtemel gidilecek yerden dönüşler zor gibi. 
tedirginim, 
ama farklı boyutlara atlayarak ilerlemek gibi en güzelini yaşamaktayım. 

adamları bulup tek tek alınlarından öpmek istedim. şiddetle tavsiye edilesi, buyrun efenim...


tamam bu içilen son bira

tekrar bi izledim de
acaba o son şarkı mıydı bahsettiği
yoksa
sondan bir önceki mi?

artık müzik dinlemek görüntüye eklenen efektten ibaret. en fazla 20sn. cihazdaki tam parçaları sonuna kadar dinlemeye sabredememek, kısa kısa geçmek gibi. eldeki teknolojinin imkanlarına duacı; farklı çıkışlar ile klasmanından tam ters köşe bir klasmana taşıyabilmekte. eklemekte çıkarmakta, yapılanın dışında kullanmakta oldukça ısrarcı. son zamanlarda dolup taşan kısalardan kıssadan hisselerle tüm bir günü onlarca zaman dilimine bölerek boğmakta.

okuduğu "the time for being against is over" dolanmakta.
daha neyin zorlamasıyla durumu zorlaştırmakta?

bir problem dahi yokken varmış gibi ondan problemin tespitinin yanında tanımını da yapması istenmekte...
nedeni basit işte;
bunun neden istendiğini bir türlü anlayamamakta.

senden ve senin problemlerinden bana ne!

etrafa serinlik basmışken hissedilmeyen problemlerle yüzünü kara kedinin uzun tüylerinde gömerek uzaktan uzaktan uzaklaşmakta...


"siz gayet aklı başında, sorumluluk sahibi bir insana benziyorsunuz" der henüz yeni tanıştığı kişi.
benzer yorumları sıklıkla duymakta ve bir kez daha dinlerken, "ile bir arada -mış gibi olabilmenin tek yolunun sorumluluklarla oyalanmak olduğunun acab kimler farkında" diye geçirmekte aklından. tek istediğim makina olmak derken tarifini çizmekte: ömür boyu garantide, su geçirmez, sıcaktan soğuktan etkilenmeden, oldukça stabil çalışmakta iken, bir göstergesi, açma kapama düğmesi yer almamakta.

eve hırsız girmiş, sesini duyurur sessizlikte dolanmakta iken, yanında bir gölgeyi taşımakta. bu kadar yokmuşçasına dolanıp sürekli bir şeyleri aşırırken, varlığını hissettirmek konusunda neden bu kadar ısrarcı olmakta? evin asıl sahibiyken misafir hissetmeye başlaması, gölgeyle hırsızın, fiziksel olarak da pelte gibi kabararak yayıldığının belirtilerini taşımakta.


sadece özlemeyi bırakmalı diye fısıldadı kedi...

başka bi alternatif alsak dünyaya?
ama aperatiflik olsa?
mümkünse...

azzıcık tatsak, tadını alsak.
sonra tadında bıraksak; tadı damağımızda kalacak cinsden olsa.

hmm hatta abartsak çikolata yer gibbi olsa messela.
yanında kahve de olsa.

kahvede eritsek çikolatayı, sonra erimiş kıvamından koccaman aperatiflik ısırsak.
her halükarda hoşşumuza giden mutluluk veren tadımlıklarla devam etsek.
kahve sade ve hafif acı olsa, çikolata da o nebze bitterlik messela.
iki bitter bi kocca kurabiye güzeli kıvamında
olsa...

hmm ama yok ozaman şimdiki durum misali dibini görene kadardır tadımlık porsiyonlar.
komalıktır.
kafayı açık dolap kapağına çarpıp aldığın hasar sonucu sarsılmalarla sendeleyip, arkadaki yatağa çöküvermek kadardır. şişlik bi nebze az olur diye buzlarla gezersin bi süre, bi süre de komple ağrısı ile...

velhaaaasılı kelam
aparatiflik de olsa dünya
tadından yenmio maşalah.


Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa